SaaS
SaaS nedir, nasıl çalışır ve kimler için mantıklıdır?
SaaS (software as a service), Türkçede hizmet olarak yazılım diye geçer: programı kendi makinenize ya da sunucunuza kurmazsınız, tarayıcıdan ya da uygulamadan girip abonelikle kullanırsınız. Yazılımı sağlayıcı çalıştırır, günceller ve barındırır; siz tarayıcıdan ya da uygulamadan girer, kullanıcı sayısına veya pakete göre her ay ya da her yıl ödersiniz.
Yazan Anıl Kölmük8 dk okuma
SaaS kelimesi tam olarak neyi anlatır?
En çok başvurulan tanım, ABD'nin standart kurumu NIST'in 2011'de yayımladığı bulut bilişim tanımından gelir. Bu tanıma göre SaaS'ta kullanıcı, sağlayıcının bulut altyapısında çalışan uygulamasını kullanır. Uygulamaya web tarayıcısı gibi hafif bir istemciyle ya da bir program arayüzüyle ulaşır. Ağ, sunucu, işletim sistemi ve depolama sağlayıcının elindedir; kullanıcı en fazla kendi hesabına ait birkaç ayarı değiştirir.
Pratikte bunun anlamı basittir: kurulum dosyası yok, sunucu bakımı yok, sürüm yükseltme günü yok. Sabah giriş yaptığınızda yazılımın yeni sürümü zaten oradadır. Karşılığında yazılım sizin olmaz; sizin olan, onu kullanma hakkıdır. Aboneliği bıraktığınızda erişim de biter.
NIST bulut hizmetlerinin beş temel özelliğini de sayar: kullanıcının kaynağı kimseye sormadan açabilmesi, ağ üzerinden her cihazdan erişim, kaynakların birçok müşteri arasında paylaşılması, talebe göre hızla büyüyüp küçülebilmesi ve kullanımın ölçülmesi. SaaS'ta bu özellikler, kullanıcı tarafında “hesap aç, kullan, kullandığın kadar öde” deneyimi olarak görünür.
SaaS, PaaS ve IaaS arasındaki fark nedir?
NIST aynı belgede bulut hizmetlerini üç modele ayırır. Aradaki fark, neyi sizin yönettiğiniz ve neyi sağlayıcıya bıraktığınızdır.
| SaaS | PaaS | IaaS | |
|---|---|---|---|
| Ne alırsınız | Hazır, çalışan bir uygulama | Kendi uygulamanızı yükleyeceğiniz bir platform | Sunucu, depolama ve ağ gibi temel kaynaklar |
| Siz neyi yönetirsiniz | Kendi hesabınızı ve birkaç ayarı | Uygulamanızı ve onun ayarlarını | İşletim sistemini, uygulamaları ve verileri |
| Sağlayıcı neyi yönetir | Altyapıyı ve uygulamanın kendisini | Sunucuları, işletim sistemini, depolamayı | Alttaki bulut altyapısını |
| Kimin işine yarar | Yazılımı yalnızca kullanmak isteyen işletmeler | Uygulama geliştiren ekipler | Altyapıyı kendi kurmak isteyen teknik ekipler |
Bir örnekle: şirketinizin e-postası için hazır bir e-posta hizmetine abone olmak SaaS'tır. Kendi yazdığınız bir uygulamayı, sunucusunu düşünmeden yükleyip çalıştırdığınız servis PaaS'tır. Boş bir sanal sunucu kiralayıp her şeyi kendiniz kurmak ise IaaS'tır. Bir SaaS ürünü geliştiren şirket de çoğu zaman arka planda PaaS ya da IaaS kullanır.
Günlük işte hangi SaaS örneklerini kullanıyoruz?
Çoğu şirket, adını koymasa da her gün birkaç SaaS ürünüyle çalışır. Tanıdık örnekler:
- E-posta ve ofis: Google Workspace, Microsoft 365.
- Görüntülü görüşme ve ekip içi yazışma: Zoom, Slack, Microsoft Teams.
- Satış ve müşteri takibi (CRM): Salesforce, HubSpot, Pipedrive.
- Tasarım: Canva, Figma.
- Online mağaza altyapısı: Shopify.
- Proje ve görev takibi: Asana, Trello, Jira.
Hepsinin işleyişi aynıdır: hesap açarsınız, bir plan seçersiniz, tarayıcıdan çalışırsınız. Verileriniz sağlayıcının sunucularında durur ve ekibe bir kişi eklediğinizde fatura da kendiliğinden değişir.
SaaS iş modeli nasıl para kazanır?
SaaS'ı klasik yazılım satışından ayıran şey teknolojiden çok gelir modelidir. Müşteri bir kez ödeyip gitmez; her ay ya da her yıl yeniden öder. Bu yüzden bir SaaS şirketi için ilk satış, işin sonu değil başıdır. Fiyatlama genelde şu yollardan biriyle ya da birkaçının karışımıyla yapılır:
- Kullanıcı başına fiyat: her kullanıcı için aylık bir ücret. Müşterinin ekibi büyüdükçe gelir de büyür.
- Paketler: temel, profesyonel, kurumsal gibi katmanlar. Üst pakette daha fazla özellik ya da daha yüksek limit vardır.
- Kullanıma göre fiyat: gönderilen e-posta, işlenen sipariş ya da kullanılan depolama kadar ödeme.
- Ücretsiz sürüm ve deneme süresi: kullanıcı ürünü önce ücretsiz dener, ihtiyacı büyüdüğünde ücretli plana geçer.
Bu modelde birkaç ölçü işin sağlığını gösterir. Aylık yinelenen gelir (MRR), aktif aboneliklerin tek seferlik ücretler hariç her ay getirdiği tutardır. Kayıp oranı (churn), aboneliğini bırakan müşterilerin payıdır. Bir müşteriyi kazanmanın maliyeti ile o müşterinin abonelik boyunca bıraktığı gelir arasındaki denge de büyümenin kâr getirip getirmediğini söyler. Kayıp oranı yüksek bir ürün, ne kadar satarsa satsın delik bir kovayı doldurmaya çalışır.
Aylık ve yıllık ödeme seçeneği de modelin parçasıdır. Yıllık ödeme şirkete peşin nakit ve öngörülebilirlik sağlar, müşteriye de çoğu zaman bir indirim. Aylık ödeme müşterinin karar vermesini kolaylaştırır, ama ayrılma ihtimalini her ay yeniden açar. Hangisinin ağır basacağı, ürünün müşterinin işine ne kadar derin girdiğine bağlıdır: her gün açılan bir araç yıllık plana kolay geçer, ayda bir hatırlanan bir araç geçmez.
SaaS'ta asıl satış, müşterinin ikinci ay da ödemeye devam ettiği andır.
SaaS kullanmanın artıları ve eksileri neler?
Bir işletme için SaaS çoğu zaman en hızlı başlangıçtır. Yine de her iş için doğru seçim değildir.
| Artısı | Dikkat edilecek yanı | |
|---|---|---|
| Başlangıç | Kurulum yok, aynı gün kullanmaya başlarsınız | Ürün sizin sürecinize değil, siz ürüne uyarsınız |
| Maliyet | Büyük bir ilk yatırım yerine düzenli ödeme | Kullanıcı sayısı arttıkça abonelik bedeli de artar |
| Bakım | Güncellemeleri ve güvenlik yamalarını sağlayıcı yapar | Bir özellik kalktığında ya da fiyat değiştiğinde söz hakkınız sınırlıdır |
| Veri | Her yerden ve her cihazdan erişim | Verinin hangi ülkede tutulduğunu ve nasıl dışa aktarılacağını bilmeniz gerekir |
| Büyüme | Ekip büyüdükçe birkaç tıkla hesap eklenir | Tek bir sağlayıcıya bağımlı hale gelme riski |
Genel bir kural olarak, sektörünüzde herkesin aynı biçimde yaptığı işler için hazır SaaS ürünleri mantıklıdır: e-posta, muhasebe, görüntülü görüşme. Sizi rakiplerinizden ayıran süreçler için, yani müşteriye sattığınız şeyin kendisi ya da kimsenin sizin gibi yürütmediği bir iş akışı için, hazır ürün çoğu zaman dar gelir. Orada özel yazılım ya da kendi SaaS ürününüz devreye girer.
Şirketiniz için bir SaaS ürünü seçerken nelere bakmalısınız?
Bir SaaS ürününe abone olmak, bir tedarikçiyle uzun bir ilişkiye girmek demektir. Deneme süresi bitmeden şu soruların cevabını alın:
- Verileriniz hangi ülkede tutuluyor ve bu, müşterilerinize verdiğiniz sözlerle uyumlu mu?
- Aboneliği bıraktığınızda verilerinizi hangi biçimde, ne kadar sürede dışa aktarabiliyorsunuz?
- Ürün kullandığınız diğer sistemlerle, örneğin muhasebe programınız ya da e-ticaret siteniz ile bağlanabiliyor mu? Bir API sunuyor mu?
- Kullanıcı yetkileri ne kadar ayrıntılı? Stajyer ile yönetici aynı verileri mi görüyor?
- Fiyat artışları nasıl duyuruluyor ve sözleşmenizi nasıl etkiliyor?
- Destek hangi dilde ve hangi saatlerde veriliyor, bir sorun yaşandığında kime ulaşıyorsunuz?
- Faturayı hangi şirket, hangi para biriminde kesiyor?
Bu soruların cevabı, aylık fiyatın kendisinden daha çok şey söyler. Ucuz ama verisini dışarı vermeyen bir ürün, birkaç yıl sonra en pahalı seçenek olabilir. Muhasebe ya da bordro gibi mevzuata bağlı işler için seçtiğiniz bir üründe, Türkiye'deki kurallar değiştiğinde ürünün ne kadar hızlı güncellendiğine de bakın.
Türkiye'den bir SaaS ürünü kurarken nelere dikkat etmek gerekir?
Türkiye'deki bir yazılım ekibi için SaaS cazip bir yoldur: ürün bir kez yazılır ve dünyanın her yerine aynı adresten satılır. Ama yurt dışına satan bir SaaS ürünü, yalnızca yurt içine satan bir üründen birkaç noktada ayrılır:
- Çok kiracılı yapı: her müşterinin verisi aynı sistemde ama birbirinden ayrı durur. Bu ayrımı ilk günden kurmak, sonradan eklemekten çok daha ucuzdur.
- Faturalama: abonelikler, deneme süreleri, paket değişiklikleri, ay ortasında eklenen kullanıcıların kısmi ücreti, reddedilen kart ödemeleri. Avrupa'ya satacaksanız euro ile fiyatlama ve faturalama da baştan planlanmalıdır.
- Dil: arayüz, e-postalar, yardım sayfaları ve fatura metinleri her pazarın dilinde olmalıdır. Sonradan dil eklemek için metinlerin koddan ayrı tutulması gerekir.
- Kişisel veriler: Türkiye'deki kullanıcıların verilerinde KVKK kuralları geçerlidir; bu verileri yurt dışındaki bir sunucuya aktarmak, kanunun 9. maddesindeki şartlara bağlıdır. Avrupa Birliği'ndeki kişilere hizmet sunuyorsanız GDPR da devreye girebilir: tüzüğün 23. gerekçesine göre bir AB dilinde ya da para biriminde sipariş verme imkânı, AB'deki kişilerin hedeflendiğini gösteren işaretlerdendir.
- Destek saatleri: müşteriniz Berlin'deyse destek ekibinizin onun mesai saatlerinde ulaşılabilir olması gerekir.
- Yasal metinler: kullanım koşulları ve gizlilik metni her pazar için ayrı düşünülmeli. Türkiye'deki kullanıcılara yönelik metin KVKK'ya göre yazılır; GDPR metninin bir kopyası bu işi görmez.
Bu başlıkların her biri teknik bir ayrıntıdan çok bir ürün kararıdır ve kodlamaya başlamadan önce yazıya dökülmelidir. Bu kararları hangi sırayla verdiğimizi SaaS geliştirme sayfamızda anlatıyoruz.
Bir SaaS ürünü nasıl başlar?
Başarılı SaaS ürünlerinin çoğu, her şeyi yapan bir platform olarak değil, tek bir sorunu iyi çözen küçük bir araç olarak başlar. Sıra genellikle şöyledir:
- Sorunu ve müşteriyi seçin: kimin, hangi işini bugün zorlukla yaptığını tek cümleyle yazın.
- En küçük ürünü tanımlayın: o sorunu çözen çekirdek özelliği ve ödeme adımını içeren ilk sürüm. Bunun adı MVP'dir; ayrıntısı MVP nedir yazımızda.
- Faturalamayı erken bağlayın: ilk günden gerçek bir ödeme almak, ilgi ile talep arasındaki farkı gösterir.
- Kullanımı ölçün: hangi müşteri her hafta giriyor, hangisi ilk haftadan sonra hiç dönmüyor?
- Sonra genişletin: yeni özellik, yeni dil, yeni pazar. Her biri ölçülmüş bir ihtiyaca cevap olarak gelsin.
Bu aşamadaki en pahalı hata, ilk müşteriden önce ayrıntılı bir yönetim paneline, rapor ekranlarına ve beş ayrı paket seçeneğine zaman harcamaktır. İlk müşteriler çoğu zaman tek bir pakete ve arka planda elle yapılan birkaç işleme razıdır. Bu işleri, gerçekten yük olmaya başladıkları anda otomatikleştirirsiniz.
İlk sürümün kapsamını nasıl daralttığımızı MVP geliştirme sayfamızda, bütçenin neye göre değiştiğini de özel yazılım ne kadar tutar yazımızda bulabilirsiniz.
Yazan Anıl Kölmük
yop kurucusu, Tallinn. Biz kimiz
Kaynaklar
Nerede yardımcı oluruz
Bu yazının arkasındaki hizmetler.
Projeniz
Bunu şirketiniz için birlikte yapalım mı?
Sitenizi ve neyi değiştirmek istediğinizi gönderin. İki iş günü içinde, ilk olarak ne yapacağımızı anlatan bir cevapla döneriz.
- Kimden
- siz@sirketiniz.com
- Kime

Anıl ya da Hatice- Gönder
- Sitenizi ve neyi değiştirmek istediğinizi gönderin.
- Yanıt
- İki iş günü içinde
Sorular
Sık sorulanlar: SaaS hakkında.
SaaS ile bulut bilişim aynı şey mi?
SaaS ile bulut bilişim aynı şey mi?
Hayır, SaaS bulut bilişimin bir türüdür. Bulut bilişim; hazır uygulamaları (SaaS), uygulama platformlarını (PaaS) ve sunucu gibi temel kaynakları (IaaS) kapsayan genel addır. Her SaaS buluttadır, ama her bulut hizmeti SaaS değildir.
SaaS yazılım satın almak mı, kiralamak mı demek?
Kiralamaya daha yakındır: yazılımın sahibi olmazsınız, abonelik süresince onu kullanma hakkı alırsınız. Abonelik bittiğinde erişim de biteceği için verilerinizi hangi biçimde dışa aktarabileceğinizi baştan sorun.
Kendi SaaS ürünümüzü geliştirmek ne kadar sürer?
Ödeme alan ilk sürüm çoğu zaman birkaç ay sürer; süreyi çekirdek özellik ve gereken entegrasyonlar belirler. Kapsam netleştiğinde her aşama için bir takvim çıkar ve ürün sonraki aşamalarda büyür.
SaaS ürününde müşteri verileri kime aittir?
Bunu sözleşme belirler; sağlıklı bir SaaS sözleşmesinde veriler müşteride kalır ve sağlayıcı onları yalnızca hizmeti vermek için işler. Sözleşmede verinin nerede tutulduğu, kimin eriştiği ve abonelik bittiğinde nasıl teslim edileceği yazmalıdır.







